Home Kritik Boğazdan Bir Tanrı Geçti... Judas Priest İstanbul Konseri

Boğazdan Bir Tanrı Geçti... Judas Priest İstanbul Konseri

e-Posta Yazdır

Boğazdan Bir Tanrı Geçti

Konser hakkında ilk olarak şunu diyebilirim ki şu ana kadar izlediğim en mükemmel konserdi. Sanırım hemen hemen herkes bana katılacaltır; Türkiye'nin gördüğü en iyi konser bu diyebilirim. Bu konseri kelimelere dökmek, yaşadığımızı, gördüğümüzü anlatmak o kadar zor ki bu kriği çok uzun tutmayıp okuyacakları da sıkmak istemiyorum ve direk kritiğe geçiyorum.

Saat 21:00 olduğunda herkes büyük bir heyecan ve merakla introyu bekliyordu. Ve tahmin ettiğim gibi Dawn of Creation introsuyla başladı. Intro biterken Scott davulda bitiverdi ve Rob sahnenin sağından asansörle dumarların arasından asası ve cübbesiyle göründü. Prophecy ile müthiş bir giriş yaptılar. O anda bütün hacı adayları çığlık çığlığaydı. Sanırım herkes benim gibi bir rüyada olduğunu düşünmüştür o an. Konser dvdlerini imrenerek izlediğimiz metal tanrıları 10 metre önümüzdeydi ve bu inanılmaz birşeydi. Prophecy'den hemen sonra Metal Gods parçası geldi. Bu parçada hatırlanacak şey Rob'un sislerin arasında yaptığı "Metal God" yürüyüşüdür... Daha sonra Eat Me Alive parçasını çaldılar. Grubun pek bilinmeyen parçası olmasından gerek eşlik edenlerin sayısı çok azdı. Ama nakarat kısmı da bir o kadar çoşturucuydu. Ardından Between The Hammer And The Anvil parçasını çaldılar. Bu parçada KK, Rob ve Glenn klasik JP sallanışıyla coşturdular. Bu da unutamayacağımız anlardan biriydi. Ardından Devil's Child ve herkesin beklediği Breaking The Law'a sıra geldi. Konserin en coşturucu parçalarından biriydi şüphesiz. Ardından Hell Patrol'la coştuk. Daha sonra Rob sahnenin ortasındanki kapıdan tahtvari bir sandalyeyle göründü. Bu sırada son albümde yer alan Death parçası başlamıştı. Yeni parça olduğu için herkes sessiz bir şekilde sadece izlemekteydi o an. Death'le büyülendindikten sonra Dissident Aggressor parçasını çaldılar. Ardından yine beklenen parçalardan biri olan Angel'ı çaldılar. Parçanın kendisi zaten muhteşem ancak sahnede izlerken insan bir başka büyüleniyor. Masal gibi geldi geçti bu parça. Ufak bi aradan sonra kulağımızsa The Hellion tınlamaya başladı ve Glenn'in tekrar sahneye çıkışıyla Electric Eye şovu başladı. En bilinen parçalardan biri olması dolayısıyla bütün izleyiciler coştu bu parçada. Ardından çalan Rock Hard Ride Free ve Sinner ile yine bütün izleyiciler coştu. Özellikle bu 2 parçada sololar müthişti. KK ve Glenn boğazı inlettiler. Sıra Painkiller'a geldiğinde Scott izleyiciyle kedi-fare oyunu oynadı sanki. Intro'daki soloyı 2 sn çalıp kesti. Sonra tekrar çaldı tekrar kesti. bu 3-4 sefer tekrarladı. Herkes ne zaman başlatıcak diye beklerken birden soloya girdi konserin en coşkulu anları başlamış oldu. Davullar, sololar, Rob'un çığlıkları herşey muhteşemdi. Rob'un terleri su gibi kelinden aşağı akıyordu. Tabi bu arada artık hacı olmuş izleyiceler de pek farklı sayılamazdı. Tişörtüm denize girmiş gibi sırılsıklam olmuştu. Sıra Hell Bent For Leather'a gelmişti. Beklenildiği üzere Rob yine motorla mı çıkacaktı acaba? ve sorunun cevabı hemen geldi; Rob bir JP klasiği olarak motorla çıktı sahneye. Yine motor sahnedeydi ve The Green Manalish'i çaldılar. Bu şarkıya "oooooo ooohhooo" şeklinde eşlik ettik; muhteşemdi... You've Got Another Thing Coming parçasından önce Rob Halford oyunuyla karşı karşıyaydık. Rob'un "ooovv yeaaahh", oooovvvv yeeeiiiyeeeaahh" sözlerini tekrarladık. Bir de Nostradamus'un nakaratını tekrarladık Rob'un ardından. Sahnenin sağındaki kabine girip çıktığında elinde Türk bayrağı vardı ve 3 kere bayrağı öptü ve motora astı. Şarkı başladığında Rob garib bir şekilde misket, harmandalıvari şekilde ellerini kaldırarak parçak şıklattı. Bu da konserdeki diğer bir güzel ayrıntıydı. Konserin bitişiyle pena ve bagetler atıldı, JP seyirciyle selamlaştı ve sahneden ayrıldı.

Konser gerçekten Türk izleyicisinin şu ana kadar görmüş olduğu en mükemmel konserdi. Ancak ses sistemi pek iyi değildi. Ben önlerde olduğum için arka taraftakiler hissetmemiş olabilir ancak Scott'ın kickleri aşırı derecede rahatsız ediciydi. Gitar seslerini ve Rob'un sesini hiç duyamadığımız anlar oldu. Tabi bir de çalınmayan parçaların buruklukları vardı. Özellikle A Touch Of Evil'ın çalınmaması hemen hemen herrkeste hayal kırıklığı yarattı. Bunun dışında klasik JP parçalarından olan, Exciter, Turbo Lover, Ram It Down, Leather Rebel, Victim Of Changes gibi parçaların çalınmamış olması da hayal kırıklıkları arasında... Benim açımdan ise Night Crawler'ı canlı dinleyememiş olmak gerçekten üzücüydü. Ama buna rağmen boğazdan bir tanrı geçti hepimizi büyüledi...

Setlist
1-DAWN OF CREATION (Nostradamus 08')
2-PROPHECY (Nostradamus 08')
3-METAL GODS (British Steel 80')
4-EAT ME ALIVE (Defenders Of The Faith 84')
5-BETWEEN THE HAMMER AND THE ANVIL (Painkiller 90')
6-DEVIL'S CHILD (Screaming for Vengeance 82')
7-BREAKING THE LAW (British Steel 80')
8-HELL PATROL (Painkiller 90')
9-DEATH (Nostradamus 08')
10-DISSIDENT AGGRESSOR (Staind Class 78')
11-ANGEL (Angel of Retribution 05')
12-THE HELLION/ELECTRIC EYE (Screaming for Vengeance 82')
13-ROCK HARD RIDE FREE (Defenders Of The Faith 84')
14-SINNER (Sin After Sin 77')
15-PAINKILLER (Painkiller 90')
16-HELL BENT FOR LEATHER (Killing Machine 78')
17-THE GREEN MANALISHI (WITH THE TWO-PRONGED CROWN) (Killing Machine 78')
18-YOU'VE GOT ANOTHER THING COMING (Screaming for Vengeance 82')

Son Güncelleme ( Pazar, 11 Temmuz 2010 20:37 )  

FORM_HEADER

FORM_CAPTCHA
FORM_CAPTCHA_REFRESH